Son yıllarda Türkiye’den daha fazla gezginin Pelion’u keşfetmeye başlamasına çok seviniyorum. Bölgenin güzelliğinin daha çok kişi tarafından fark edilmesi harika. Ama müsaadenizle küçük bir övünme payı bırakayım: Yıllardır köy köy, plaj plaj, taverna taverna dolaşıp not tuttuğumuz için Pelion konusunda elimizde epey kabarık bir dosya var.
Bu yazıyı gökyüzünü kapatmış çınar ağaçlarının altında, masmavi bir denize bakarak yazıyorum. Kahvemden bir yudum alıp tertemiz havayı içime çekerken sanki hep bu köye, bu meydana aitmişim ve sanki ben bu dünyadaki yerimi bulmuşum gibi hissediyorum. Orhan Pamuk, Benim Adım Kırmızı kitabında şöyle der; "Hepimizin hayatında, daha başımızdan geçerken bile, bundan sonra çok uzun bir süre hiç unutamayacağımız bir şeyi yaşamakta olduğumuzu anladığımız zamanlar vardır." Evet, ben de şu an, burada tam da böyle hissediyorum, Milies’ten ayrılmak zor olacak, biliyorum...